ZİLELİ

 Cumhuriyet Dönemimde Zile’den Yetişenler:

 

ZİLELİ

            Sayın Rahmi DÖNMEZ Bey kitabının önsözünde şöyle diyordu : “Kalitesi ve muhtevası itibariyle bir şey ifade etmeyen bu kitabı gayet orijinal resimlerle süslemek en büyük arzumdu. Ne yazık ki bu arzumu anlayan, duyan olmadı; eser bu bakımdan ayrıca bir bahtsızlığa uğradı.

            Bu iş için hazırladığım resimler hususî albümde kaldı. Şimdiye kadar, Zile hakkında değerli meslektaşım Cahit ÖZTELLİ‘nin ‘Zile Şairleri’ isimli eserinden başka hiçbir eser neşredilmemiştir. İnşaallah bu küçük eseri daha selâhiyetli kalemlerin yazdığı daha kıymetli eserler takip eder. Tek sevincim budur.”

            Yazdıklarından meslektaş olduğumuzu anladığım saygıdeğer hocam! Gönlün müsterih olsun. Sonuca tam olarak ulaştığımızı iddia etmesek de bu yolda çalışmanın mutluluğunu bizler de tatmış bulunuyoruz.

            Seni yaşatmak, 32 yıl önce Zile için yapmış olduğun hizmeti, hayırla anmak için kitabındaki ‘ZİLELİ’ başlıklı yazıyı aynen alıyor ve Zileliler adına sonsuz şükranlarımızı bir defa daha sunuyoruz.

            «Zileli, Anadolu’da Türk ırkının çalışkanlık ve muhafazakârlık bakımından dikkati çeken bir tipidir. Tokat, Amasya, Sivas ve Turhal’ı görerek Zile’ye gelenler şehrin umumî havasında sezilen muhafazakârlığı halkın geriliğine yorarlar.

            Halbuki ZİLELİ hiçbir zaman geride kalmak istemez. Onun yeri daima öne yakındır. Ama tam önde de değildir. Gerçi Zile’de bina inşaatı, dükkân donatımı ve kadın giyinişi bakımından gözle görülür bir gerilik müşahade edilirse de bu geriliğin mutlaka sebebi değildir.

Zile altı yüz yıllık Osmanlı saltanatı zamanında hiçbir imar ve ihya hareketine sahne olmamıştır. Zile son yıllara gelinceye kadar daima ihmale uğramıştır. Zile fabrika, askerî birlik, okul veya çok sayıda memur gibi bir yerin içtimaî bünyesini değiştiren içtimaî faktörlerden uzak kalmıştır.

            Ve nihayet Zile âdet ve an’anelerine taassup derecesine bağlı olan halkının ihmaline uğramıştır. Zile’nin en mümeyyiz vasfı çalışkanlığıdır. İddia edilebilir ki Anadolu’da erkeği ve kadını bu kadar çalışkan bir belde halkı daha gösterilemez.

            Başkalarına muhtaç olmamak, ev, bark, tarla, bağ sahibi olmak Zile’nin en büyük endişesidir. Yaz, Kış Zile daima sabahın erken saatlerinde uyanır. Çiftçiler tarlasının başında, demirci örsünün yanındadır. Çocuklar ya okula veya bir san’at dükkânına çırak olarak devam eder.

         Kadınlar evde, bağda, tarlada kocasının en yakın iş arkadaşıdır. Pancar mevsiminde Zileli kadın kocasından daha fazla çalışır. İhtiyarlar yeni nesillere çalışmanın bir saadet olduğunu daha çok çalışmanın daha çok kazanacağını telkin etmek isterler.

            Zile halkı hayatın bir mücadeleden ibaret bulunduğuna dogmatik olarak inanır. Bu inançla o, eğlence nedir, bilmez; çok defa çalışarak eğlenir. Çalışmanın verdiği iç huzuruna Zile kendini o kadar kaptırmıştır ki çalışmadığı zamanlar âdeta rahatsız olur. Bütün kötülüklerin kaynağı olan işsizlik Zileliler için affedilmez bir suçtur. Birini kötülemek için Zile’de işsiz, güçsüz demek, kâfidir.

            Çalışkanlık Zile kadınına büyük bir üstünlük vermiştir. Vücut tenasübü, Zile sokaklarında çifte gerdanlı ve göbekli salon bayanları ile züppe beylere pek az rastlanır. Muhafazakâr ve çalışkan Zileli aynı zamanda pek tutumludur. Yarını düşünme duygusu onu o kadar ekonomik yapmıştır ki, yabancılar çok defa onu hamiyetsizlikle itham ederler.

            Ticaret hayatında da hareketli ve cesaretli olan Zileliler muhitlerinin Kayserili’si olarak tanınmıştır. Eğer bu bir meziyetse şüphesiz zekânın da bunda hissesi vardır. “Zileli, iş gücü hileli” sözü Zileliler için kafiyenin yaptığı azizlikten başka bir şey değildir. Zileli zekâsıyla sadece kurnazdır. Hilekâr değildir. Misafirperver, hoş sohbet, doğru sözlü, merhametli, dindar, mert ve zeki olan Zileli memleketine, milletine samimi olarak bağlıdır.            Peşin hükümlerden sakınarak diyebilirim ki Zileli’nin hamiyet hislerini, çok defa aldatılmış olmanın verdiği hüsran körletmiştir. Alın teriyle kazandığı paranın santimine kadar nereye sarf edildiğini bilmek istemesi ve bunu öğrenmeyince de küskün ve alâkasız durması onun hamiyetsizliğini değil, bilâkis vatandaşlık duygusunda ulaşmış olduğu merhaleyi gösterir.

            Zile’de hiçbir şey yapılamaz sözü yanlıştır. Zile’de pek çok şey yapılabilir. Yeter ki halkın itimadını kazanmış şahıslar bulunsun. Halkın itimadını kazanmak ancak halka inanmak, onunla hemdert olmak mümkündür. Edebiyatta altın kulelerden cemiyeti seyreden şairler devri nasıl kapanmışsa, içtimaî düzende de masa başı efendiliği artık tarihe kavuşmak üzeredir.Zamanımız halk adamı istiyor.»
Rahmi DÖNMEZ – Zile / 

You may also like

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir