ZİLE’DE NAZAR (GÖZ DEĞMESİ) İLE İLGİLİ İNANIŞLAR

Semra Meral-Yusuf Meral

            Anadolu’nun her yöresinde olduğu gibi, şirin Zile’mizde de nazara inanılır ve korunma yolları aranır. Yeni yapılmış evler, sütten yürüyemeyen inekler, iyi yük taşıdığına inanılan atlar, yeni doğmuş çocuklar, tombul ve tatlı çocuklar, yeni evlenen çiftler, eve yeni alınan eşyalar, sünnetli çocuklar vs. hep nazarı üzerine çeken olaylardır.

            Bazı şum gözlü kişiler, bu olaylar karşısında hayranlıklarını gizleyemez, fesatlık ve hasutluk duygularını içinden geçirir ve maaşallah demezse, işte nazar başlar. Bir başka deyimle bu şahısların gözleri değer. Yeni alınan eşyaların kırılması, çocuğun hastalanması, ineğin çatlayıp ölmesi, başka zararların ortaya çıkması, hep bu sebebe bağlanır.

            Kadınlar genellikle yeni bir olay karşısında konuşurken, veya yeni bir şeyle karşılaştıklarında söze başlamadan önce “Maaşallah’ derler. Bazı gözleri keskin kadınlarsa “Vıyyyyy anam”, “Vay be”, “Amma da gözel ha”, “Görüyon mu”, “Şuna bak hele” gibi imrenesi ve hasut duygularla “Nazar ederler.

            Nazarla çatlamış inekler, hastalanmış insanlar, yanmış evler, ölmüş çocuklara rastlamak veya bu gibi olayları her zaman dinlemek ve duymak mümkündür.

            Nazardan korunmak için, Zile’de yaygın pek çok âdetler vardır. Bunlardan bazıları şöyledir;

            1 – KURŞUN DÖKMEK : Göz değdiğinde inanılan aile efratlarından herhangi birisine uygulanan en yaygın bir âdettir. Hasta olan veya şifa bulmak isteyen her şahsa dökülür. Özellikle çevrede çalışkanlığı, zenginliği, ailesine bağlılığı ile tanınan bir şahıs birdenbire hastalanırsa komşu fesatlığı, hasutluğu yüzünden nazara uğradığına inanılır ve kurşun dökülür. Bundan  başka küçük çocuklara, kırklı çocuklara da dökülür.

            “KURŞUN DÖKMEK” işini hep kadınlar yapar. Büyükçe bir kap içerisine su konur. Su konan kap bir tepsi içerisine konur. Tepsinin kenarlarına bir ekmek parçası, tuz, bıçak, ayna, yüzerlik, terlik, yağ vs. konur. Ateşte kurşun, kurşun tavasında eritilir. Üzeri bir eşya ile (Pike, battaniye vs.) örtülmüş hastanın başından başlamak üzere kurşun dökmeye başlanılır. Bu genellikle tek sayı ile son bulur. 3, 5, 7 gibi.

            Kurşunu suyun içerisine bırakan kadın, kurşunda gördüğü şekillere bakarak yorum yapar ve hastaya şifa dileklerinde bulunur. Kurşun dökme zamanı gün aşımına doğrudur. Başka zamanlarda da dökülürse de, özellikle gün aşımına doğru yapılır.

            Kurşun dökme işlemi bittikten sonra, hasta kurşunun suyuna parmaklarını batırır ve 3 (üç) defa yalar. Avuç içlerini, yüzünü, alnını, göğsünü, koltuk altlarını ve ayaklarını bu su ile ıslatır, yüzerliği tutunur. Ekmek ve tuz yenilmez. Köpeklere yedirilir.

            2 – Yeni evlenen gelin ve damadı, yeni doğan çocukları göz değmesinden korumak için damat ve gelinin yakalarına mavi boncuk, küçük, yeni doğmuş çocukların sırtlarına mavi boncuk, davun ağacı dikilir, nazardan korunduğuna inanılır.

            3 – Yeni yapılan bir eve komşu hasutundan korunmak veya yoldan gelip, geçenlerin “Göz Değmesi”nden korunmak için  evlerin önlerine, kapı üstlerine veya tavana yakın yerlerine, geyik boynuzu, yüzerlik, tosbağa kabuğu, kirpi, at, eşek nalı çakılır ya da asılır. Özellikle de kapı giriş eşiklerine de çoğunlukla nal çakılır. Bunu bütün eski Zile evlerinde görmek hemen hemen mümkündür.

Nazardan Korunmak İçin Çatıya Konulan Geyik Boynuzu

            4 – “Göz Değmesi”ne karşı kullanılan diğer bir yöntem ise, yüzerlik tüttürmektir. Nişan, nikâh törenlerindensonra, doğumdan sonra, yeni bir eve taşındıktan veya yeni bir eşya alındıktan sonra, aile fertlerine nazar değmesin diye evin büyüğü tarafından evde yüzerlik yakılır ve koklanır.

You may also like

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir