ZİLE’DE ÇOCUK VE LOHUSA ÜZERİNE ÂDETLER

                       semra Meral-Yusuf Meral

            1 – Çocuk doğduğunda mahallî deyimle “Meleykeler” onun etrafını çevirir, çocuğu her türlü tehlikeden korur.

            2 –  Küçük çocukların tırnakları çok uzayıncaya kadar kesilmez.

            3 – Çocuğun elini sıkması ve eline bakması, melekler tarafından verilen kuşun kaçmaması içindir. Eli açıldığında kuşun kaçtığı, böylece ağladığı görülür.

            4 – Üç ezan sesi duyuluncaya kadar çocuğa meme verilmez.

            5 – Üç ezan sesine kadar dayanmazsa ağzına Yâsin okunmuş şerbet damlatılır.

            6 – Kırkı çıkana kadar yalnız bırakılmaz.

            7 – Bebek doğunca başucuna Kur’ân-ı Kerîm, altına yorgan iğnesi konur.

            8 – Annenin ilk doğan çocuğu ise, anneannesi tarafından beşik, hediyeler gelir ve mevlüt okunur.

            9 – İlk Cuma’sında, dedesi tarafından çocuğun kulağına ezan okunarak, ismi verilir.

          10 – Kırkı çıkana kadar çocuğu aynaya göstermezler.

          11 – Çocuk kırkı çıkana kadar besmele ile alınır, besmele ile konulur.

          12 – Kırkı çıkana kadar yerde yatırılmaz.

          13 – Kırkı çıktıktan sonra çocuk ve anneye mum dökülür.

          14 – Nazar değmesin diye çocuk doğunca, üzerinde nazar boncuğu ve davun takılır.

          15 – Bebek ve anne bebek doğduktan 40 gün sonra, bebek ve anne banyo ederek en son dökülen suyun içerisine 5, 10, 15 diye vurularak kırklanır.

          16 – Bebek ve anne 40. gün yıkanırken 60 batman et, 70 batman kuvvet denilerek su anneye ve bebeğe dökülür.

          17 – Bebeğin  göbeği  düşene  kadar her gün banyo yaptırılır. Göbeği düştükten sonra bir kaç gün su almasın diye banyo yaptırılmaz.

          18 – Lohusa olan bir kadın, lohusa olan bir kadına gitmez; kırkları karışmasın diye.

          19 – Doğan çocuk erkek ise, 3 gün içerisinde helva yapılır ve dağıtılır.

          20 – Diş hediğinden kırk tanesini (Dökülen hedikten) bir ipe dizerek, çocuğa takarlar. Dişleri inci gibi dizilsin diye.

          21 – Yeni doğan çocuğun kakası bir beze sarılarak sokak kapısının üzerine asılır. Altından geçenlerin nazarı çocuğa değmez.

          22 – Yeni doğan çocuğun üzerine kırmızı bez örtülür. Çocuğu al basmaz.

          23 – Çocuğa verilen ilk suya Yâsin okunur.

          24 – Diş çıkaran çocuğun dişini, ilk önce kim görürse, çocuk dişlerini kolay çıkarsın diye çocuğun gömleğinin yakasını boydan boya yırtar.

          25 – Yeni day duran çocuk selâ vakti, çizilen bir dairenin içine bastırılır. İki ayağı yorgan ipliği ile hafifçe bağlanır. Çocuk adımını atarken ayağı hızlı bir kişi tarafından ip kesilir. Çocuğun çabuk yürüyeceğine inanılır.

          26 – Yine, yeni yürümeye başlayan çocuk çizilen dairenin  içerisine  bastırılır.  Dairenin  dışında bir  kişi eline Kur’ân-ı Kerîm, ekmek ve ayna tutar. Çocuk daireden çıkarak ekmeğe sarılırsa nasipli, Kur’ân-ı Kerîm’e sarılırsa okumuş, aynaya sarılırsa günlerinin aydınlık içerisinde geçeceğine inanılır.

          27 – Erkek çocuk berbere ilk gittiğinde berbere bahşiş verilir.

          28 – Kız çocuğu hamama ilk gittiğinde hamamcıya bahşiş verilir.

          29 – Çocuk yirmi günlük olunca bir kaba su içerisine gümüş yüzük konur. Çocuk yıkandıktan sonra kafasından aşağıya dökülür. (Yarı kırkı olur.)

          30 – Çocuğun ilk defa gittiği ev sahibi çocuğa hediye verir.

          31 – Diş hediği gönderilen yerlerden hediye gelir.

          32 – Çocuğa ilk Cuma günü iki ezan arasında (Selâ ve öğle ezanı arası) dinî törelere göre bir hoca veya evin büyüğü tarafından ismi konulur. Dua ve ezan ile    tekbir alınarak kız ise Fatıma, oğlan ise Mustafa olarak göbek adı konulur. Bunun   yanı sıra ailenin tasarladığı ismi konur. İsim koyan kişiye hediye verilir.

          33 – Odada çocuk ve anne yalnız (İlk 40 gün içerisinde) bırakılsa bile baş  uçlarına Hamaylı adı verilen küçük Kur’ân-ı Kerîm, bıçak, süpürge ve maşa konur.

          34 – Lohusa ziyaretine gelenler, armağanlarının yanında süt de getirirler.

          35 – Diş hediğinin içerisine nohut konulmaz. İnanca göre çocuğun dişlerinin nohut gibi büyük olmasından korkulur.

          36 – Çocuğun saçları İlkbahar’da çayırlar yeşerirken ana saçları sıfıra vurulur. İnanca göre bu işin çayır zamanı yapılmasının sebebi; saçlarının çayır gibi gür çıkması içindir.

          37 – Çocuk erkek ise, İlkokul’a başlamadan önce Müslümanlığın şartı, Peygamber Efendimiz’in sünneti yerine getirilir. Çeşitli hazırlıklardan sonra, çocuk sünnet kıyafetleri giyer. Bundan sonra çalgı ile hamama götürülür. Hamamdan gelen çocuk hazırlanmış süslü bir karyolaya yatırılarak sünnet edilir. İkindi üzeri mevlüt, o gece de düğün yapılır. Çocuğa çeşitli hediyeler getirilir.

          38 – Çocuğa nazar değdiğinde yüzerlik tüttürülür ve kurşun dökülür.

          39 – İnanca göre, durmayan çocuklara 7 Mehmet isimli  aileden  kumaş  toplatıp, gömlek dikilir ve çocuğa giydirilir.

          40 – İnanca göre, çocuk kırklı iken dışardan et gelirse çocuğu kırk basar derler.

          41 – Çocuğun çabuk yürümesi için yine inanca göre, Cuma günü selâ ile ezan arasında çocuğun belinden tutarak bir kişi kıbleye karşı sallar. Sallarken şu söz söylenir; «selâ selâ sel getir, çocuğuma ayak getir.»

          42 – İnanca göre çocuk kırk gün dışarı çıkartılmaz. Çıktığı zaman koynuna ekmek veya Enam (Küçük Kur’ân-ı Kerîm) konur.

          43 – Çocuğun dışarı ilk çıktığı zaman yine inanca göre, yattığı yatağın altına kalaylı kap kapatılır. Çocuğun yolda ağlamaması için.

          44 – Çocuğun göbeği erkekse eve (Sandık veya ahıra) konur. Evine bağlı olsun diye, kız ise, göbeği bir suya bırakılır. Temiz olsun diye.

You may also like

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir