ABDÜLMECİD SİVASİ

Yusuf Meral

 

“DÜNYAYA DİL BAĞLAMA BU DEHR-İ FANİ TİZ GEÇER,
PİRLİK VAKTİ GELİR BU NEV-CİHANI TİZ GEÇER.”

 

 

 

 

 

      1563 Yılında , O devrin Sivas Eyaletinin Tokat Sancağına bağlı bir kaza merkezi olan Zile’de doğmuştur.

Künyesi: Ebül’l-Hayr,  Lakabı:Mecdü’d-Din , Şöhreti:Sivâsî

Mahlası :Şeyhi olan,Abdulmecid b. Muharrem b.Ebü’l Berakat b.Arif Hasan ez-Zili (Zile)es-Sivasi el Hanefidir.
Abdülmecid  Sivâsî Hazretlerinin babası Ebü’l Leys eş-şeyh Muharrem Zili’dir.(Zile’de medfun Muharrem Efendi-Muallim Dede) Horasan’dan gelip Zileye yerleşen Hacı İlyas’ın dört oğlundan büyüğü olandır. Bu zat aynı zamanda Abdulmecid Şirvani Hz.Talebesi ve Halifesidir.

Çocukluğu- Tahsili
İlk öğrenimini babasından aldı.Yedi yaşına geldiğinde Kuran-ı Kerimi ezberleyen Abdulmecid Sivasi Hz., buluğa erince babasından arapça ilimleri tahsil etmeye başlamış, kısa zamanda talebeler arasında temayüz etmiştir. Bilahere Amcası Ahmed Şemseddin Sivasi’den zahiri ilimleri tedris eden Abdulmecid Sivasi, yine kısa zamanda diğer din ilimlerini, zamanın ulemasını imrendirecek kadar iyi öğrenmiş yüksek derecede ilim sahibi olmuştur.

Hazreti Şemseddin Ahmed’den ayrıca Farsça öğrendi.Daha sonra Türk,Arap,Fars dillerinde çok güzel eserler yazdı.
Otuz yaşına kadar zahiri ilimler ile meşgul olan Abdulmecid Sivas’inin bu yaşa kadar geçirmiş olduğu tahsil devresindeki ilmi seviyesini değerlendiren amcası Şemseddin Sivasi’ye göre de O, “zahiri ilimlerde emsalsiz birisidir” demiştir.

Tarîkata Girişi
İlk tahsiline tasavufi çevrede başlayan Abdulmecid  Sivâsi otuz yaşına kadar zahiri ilimleri tahsil ettikten sonra gerek bulunduğu çevrenin tesiri gerekse öteden beri ders ve sohbetlerine iştirak ederek feyz aldığı amcası Ahmed Şemseddin Sivâsi’de gördüğü kemalâta ulaşmak ve gönlündeki arayışa cevap bulmak için tasavvufa yönelmiştir.
Ancak  Abdulmecid sivasi amcasına biat etmek istediğinde o kendisine şöyle demiştir,”Abdulmecid sen zahiri ilimleri bilirsin bu ilimler sana vucud vermiştir İrşad ve tecelli sana geç gelecektir. Ama gayretli olursan bütün talebelerin önünde olur hepsini geçersin”
Fakat Abdülmecid Sivasi buna rağmen israrla biat etmek istemiş, biatını kabul eden Şems o gece yeğenini halvete sokmuştur. Kısa zamanda bir yere gelmesine rağmen sofilerin zikir deki hallerini beğenmiyor ve tenkid ediyordu. Abdulmecid Sivasi sofilerin bu şekilde zikir tarzlarını da inkar halindeyken gördüğü bir rüya sonrası bu tür düşüncelerini terk etmiş sonra kendisinin de girdiği devranda çok büyük zevk ve şevk sahibi olmuştur.
Bundan sonra Abdülmecid Sivâsî şeyhinin göstermiş olduğu yolda yürümüş, samimi bir müridin yapması gereken herşeyi yapmış, Şeyhe bağlılık ve hızmet anlayışında kusur etmemiş, bunu ikraren amcası Şems “bizi tamamen yağmaladın”demek suretiyle taltifte bulunmuştur.
Bir ara Merzifon’a milleti   irşada gitmiş dönüşlerinde Eğri Seferinden dönen amcası Karaşems Hazretleri yolda ölen Pir- zade Şeyh Veliyüddin efendinin yerine Zile ‘deki Halveti dergahına M.1596 tarihinde halife tayin etmiştir.

Bu arada vefat eden amcası ve Mürşidi Ahmed Şemseddin Sivâsî  Efendi’nin yerine Şeyh postuna oturan Recep Sivâsî Efendi’ninde vefatından sonra halifelerin ve dervişanın istekleri üzerine Sivas’taki dergaha postnişin olmuştur.

İstanbul’a Davet Edilişi
Abdülmecid Sivâsî’nin şöhreti Sivas’a yerleşmeden önce sivas civarlarında duyulmuştu. Bu ilim ve irfan sahibi Abdülmecid Sivâsî hazretlerinin şöhretini duyan devrin padişahı III Mehmed bir hattı hümayun ile İstanbul’a davet eder. Bu Hattı hümayunu alan Abdülmecid  Sivâsî Hz. Şeyhi’nin kabrini ziyaret ettikten sonra yol tedarikinide yaparak yola koyulur. Bu gidişte, yanında eşi vefat eden bacısı, Safa hatun ve yeğeni Abdülahad Nuri ve diğer iki kardeşini de beraber götürmüştü.
III-Mehmed’in daveti üzerine İstanbul’a gelen Abdülmecid Sivâsî  Ayasofya yakınında bir eve yerleşmiş ve burada birkaç gün istirahatten sonra Yine padışahın isteği üzerine Ayasofya camii’nde vaaz ve nasihatte bulunup hadis ve tefsir dersleri vermeye başladı.

Kısa zamanda İstanbul’da ünü duyularak halktan ve üst tabaka ile saraydan birçok kişi kendisine biat ettiler. Bunlardan Reis-ül Küttab La’li efendi’nin kendisine Eyüb-Nışancı’da bahçe içinde hediye ettiği büyük bir eve taşındı.
Daha sonra Çarşamba’da bulunan darus-saade ağalarından Mehmed Ağa Tekkesi kendilerine tevci edilmiş, burada üç sene hizmet verdikten sonra Selim camisi yakınlarındaki Yavsi Efendi Tekkesi’ne Şeyh olmuşlardır.
M.1628 yılında resmi kuşadı yapılan Sultan Ahmed camisinin açılışına katılmış,Sultan Ahmed Camii’nin temel şeyhi olduğu gibi;bu camiinin ilk vaizi olmuştur.Ayrıca da, Cuma günleri olmak üzere Cuma vaazliği kendisine verilmiştir.

Abdülmecîd Sivâsî,Sultan III.Mehmed Han,Sultan I.Ahmed Han,Sultan IV.Murad Han ile çok yakın münasebetler kurmuştur. Tarikat şeyhi ve devrin önemli vaizlerinden biri olarak halk arasında kazandığı büyük nüfuzunu devlet ricaline kabül ettirip,onları manevî tesiri altına almış,icraatlarını takip etmiş,ölçüsüz ve gayri meşru hareketlere şahit olduğunda çekinmeden tavrını ortaya koyup çözümler sunarak yanlış işler yapılmasına engel olmaya çalışmıştır.

Abdülmecid Efendi,devlet düzeninin korunması taraftarıydı.Bu bakımdan,Osmanlı Devleti’ne karşı ayaklanan  Uzun Bölükbaşı ve Kara Yazıcı isyanlarını yapanlarını kınadı.Ayaklanmaların bastırılması için elinden geleni yaptı.IV.Murad’a “Bağdat” ı fethedeceğini müjdelemiş  ve sefere çıkmasını teklif etmiştir.Padişah sefere çıkarken de, Hz.Ömer’in kılıcını Sultanın beline bizzat kendi eliyle takmıştır.

Vefatı
Abdülmecid Sivâsî Hazretleri yetmiş altı yıllık hareketli ve bereketli bir ömürden sonra Miladi-1639 yılı Ekim ayı içinde vefat etmişlerdir. Pek çok sevenleri bulunan sultan, zamanın bütün meşayih ve önde gelen ricalin katılımasıyla kılınan cenaze namazından sonra Eyüb-Nışancı mahallesi’nde bulunan evinin bahçesine defnedilmiştir.

Abdülmecid Sivâsî Hazretleri yaptığı evlilikten, bir oğlu ve dört kızı dünyaya gelmiştir. 103 yaşına kadar yaşayan oğlu Azizzâde  Abdulbaki  Sivâsî Hazretlerinin kabri de aynı türbede bulunmaktadır. Küçük kızı Raziye Sultan ise Adulehad Nuri Hazretleriyle evlenmiş olup o da halk arasında küçük türbe diye bilinen eşinin bulunduğu türbeye defnedilmiştir.

Türbesi ve Bugünkü Durumu
IV-Mehmed’in annesi Mahpeyker Valide Sultan, Abdülmecid Sivâsî’nin vefatından iki yıl sonra gördüğü bir rüya üzerine kahyası Behram Ağa nezaretiyle kabrinin üzerine bugünkü türbeyi yaptırmıştır. Zamanın tüm önde gelen zevatının katılmalarıyla türbe açılmış, uzun yıllar her iki bayramın son günlerinde meşayih ve halk aşıklarının toplanıp, sandukayı ortaya alarak etrafında devran ve zikir etmeye devam etmişlerdir.
R.Ekrem Koçu türbe hakkında bilgi verirken kendi döneminde buranın çok harap bir halde olduğunu, tavanının çökmüş, içinin taş toprak ve pislik içinde olduğunu bahsetmektedir.

Hali hazırda Zile, Sivas,İstanbul ve Ankara’da yaşayan bu aileden önde gelen kişilerin de müracatları sonucu vakıflar 1970 yılında aslına uygun bir tamirat yapmış ise de, eski harap haline dönüşürken 1997 Yılında kurulan dernek kanalıyla bu engellenmiş, bakımlı tertemiz bir şekilde halihazırda her iki türbeye de hızmet verilmektedir.

 

ESERLERİ:

 

Abdülmecîd Sivâsî’nin 21 kadar eseri mevcuttur.Bunlar;

1-Tefsir-i Sûre-i Fâtiha: Fatiha suresi’nin tasavvufî bir tefsiridir.

2-Bidâ’atü’l-Vâ’izîn:Altmış hadisten oluşan bir hadis mecmuasıdır.

3-Letâ’ifu’l-Ezhâr ve Lezâ’izü’l-Esmâr:Niyetin önemi,taklîdî iman,iman ve irfan,farz-ı âyin-farz-ı kifâye gibi çeşitli konulara temas eder.

4-Miskâlu’l kulûb:Sûfîlerin yaşayış tarzından bahseder.

5-Mi’yâr-ı Tarîk:Peygamberlerin ve velilerin yoluna giren  mürid ve şeyhlerin vasıflarıyla ,dikkat etmeleri gereken konulardan bahseder.

6-Dürer-i Akâ’id ve Gurer-i Külli Sâ’ikin ve Kâ’id: Çeşitli akaid  ve kelam kitaplarından derlediği,Hak’kı isbat ve bâtılı red anlamındaki görüşlerin derlemesidir.

7-Makâsıd-ı Envâr-ı Gaybiyye  ve Mesâ’id –i  Ervâh-ı Tayibe ve Ayniyye:Yâr Alî b. Siyâvuş b. Avren Divriği’nin Farsça  Kitâbu’l-Makâsıd’in-Nâciye fi  Mebde-i ve’l-Me’âşî ve’l-Me’âd adlı eserinin şerhidir.

8-Kaza ve Kader Risalesi: Kader konusunu enine boyuna ele alır.

9-Fir’avn İmanına dair Risale

10-Mektupları:Kendisinin müridlerine ve şeyhinin de kendisine yazdığı mektuplardan ibarettir.

11-Şerh-i Mesnevî.En meşhur eserlerindendir.Mevlânâ’nın Mesnevî’sini şerhidir.

12-Şerh-i Cezîre-i Mesnevî: 16. Asrın Mevlevî şairlerinden Yenicevardarlı Yûsuf Sîne-Çâk (ül.1546)’ın Mevlânâ’nın Mesnevî’sinden yaptığı 366 beyitten oluşan seçmenin şerhidir.

13-Şerh-i Kasîde-i Mîmiyye:Mevlânâ’nın 11 beyitinin şerhidir.

14-Müşkilât-ı Mesnevî:Mevlânâ’nın Mesnevî’sinde geçen müşkil ve muğlak ifadeleri izâh i,çin yazmıştır.

15-Meyâdînu’l Fursân:Farsça dilbilgisi kitabıdır.

16-Dîvân:Arapça,Farsça ve Türkçe olmak üzere ve aruz vezninde kaleme aldığı 588 beyitten oluşanmanzumeleri Dîvân’ında bir araya getirmiştir.

17-Kasîde fî Medh-i Nebî Aleyhisselâm: Hz.Peygamberi methetmek amacıyla kaleme alınmıştır.

18-Şerh-i Hilye-i Resûl:Hilye hadisinden hareketle  Hz.Peygamberin şemalini ortaya koymaya çalışmaktadır.

19-Nasîhatnâme (Pendnâme):İmâm-Âzam’ın İmâm Ebû Yusuf’a yaptığı nasihatlerin tercümesinden ibarettir.

20-Kâside Abdülmecîd Sivâsî. Şam’da Hz.Yahya’nın türbesi civarında,ulemadan birinin S-sûfîler taifesini inkar etmesi üzerine kaleme aldığı Arapça bir risâledir.

21-Uddetu’l-Muste’iddîn:Eserin dili Arapça’dır. Bu müstesna eser “  Arapça’yı öğretmek  için kaleme alınmıştır” demek kolaycılık olur.Herşeyden önce yazarımız,Arapça’nın sarf kavramı,yani bükümlü bir dil olan Arapça’daki kelimelerin her seviyeden yapısal değişiklikleri ele alan disipilinin adıdır.Arapça  sarf kitapları;o devir için, aynı zamanda sağlam bir Osmanlıca temellerinin atılması gerekli ve elzemdi. Zira,Osmanlıca bilindiği gibi Türkçe,Arapça ve Farsça’dan oluşan bir dil.Ayrıca Osmanlıca,Arapça’dan söz dizimi almıyor,bol bol kelime ve onların taşıdığı kavramları alıyor.

“Uddetu’l-Muste’iddîn”, bir çok alanda eserler vermiş bir müellifin eseri olarak ele alındığında Arapça’ya çok basit bir seviyeden başlamamaktadır.

Bkz:

1- Kültürbakanlığı tarafından yayınlanan Bir Türk Mutasavvıfı Abdulmecid Sivâsi’ kitabı

2- Doç.Dr.Nurettin Ceviz- Abdülmecid Sivâsî ve Uddetul  Muste’iddin adlı eseri -Osmanlılar Döneminde SivasSemp.Bidirileri 21-25 Mayıs 2007 Cilt:2 Sh.175-182

3-Yusuf-Semra Meral ‘Zile’de Camiiler,Türbeler,Veliler ve Efsaneler isimli’ kitapları

 

 

 

 

 

 

 

 

 

You may also like

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir