Rifat AÇIKGÖZ

rifat

1955 yılında  Yahyalı ilçesi Delialiuşağı Köyü’nde doğdu.Ortaokulu Yahyalı’da, Lise’yi Kayseri’de ve Yüksek Okulu Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu’nda okudu.
Liseyi bitirdikten sonra iki yıl vekil öğretmenlik yaptı.Yüksek Okul’da okurken , 1976 yılındaÜlker Gazetesi’nde  gazetecilğe başladı. Bugüne kadar; Kayseri Olay,Erciyes, Kayseri Politika Haber, Türkiye, Anadolu Haber,Büyük Kayseri, Kayseri Star Haber, Yeni Kayseri Gazetelerinde ve İhlas Haber Ajansı ile Erciyes Televizyonu’nda çalıştı.
Bir süre Talas Belediyesi’nde Basın Yayın Müdürlüğü görevinde de bulunan AÇIKGÖZ,emekli olduktan sonra2003 yılında bu gün sahibi olduğu Kayseri Meydan Gazetesi’ni kurdu.Halen kendi gazetesinde yazarlık ve gazetecilik mesleğini sürdürmektedir.
Ortaokul yıllarından beri şiir yazan Açıkgöz, yazdığı şiirleri “HAŞLAMA-TAŞLAMA” adı altında Kayseri Meydan Gazetesi’nde yayınlanmaktadır.
Son yıllarda daha çok hiciv ve taşlama türünde şiir yazan Açıkgöz, şiirlerinde günün önemli olaylarını ve memlekette yaşanan sıkıntıları dile getirmektedir. Gerek okuyucuların, gerekse çevresindekilerin genel isteği ve tavsiyesi üzerine “HAŞLAMA-TAŞLAMA (1) 2009 ” isimli  şiir kitabını yayınladı.
Bu kitapta AÇIKGÖZ’ün son yıllarda yazdığı 120 şiiri yer almaktadır.Açıkgöz ikinci kitabın hazırlık çalışmalarını da sürdürmektedir.
Açıkgöz evli ve üç çocuk babasıdır.
Aşağıdaki şiirler Haşlama Taşlama (1)- 2009 kitabından alınmıştır
AKAN KANLAR DİNMELİ
Aslan Yürekli MEHMETÇİKLERİMİZE…

Havadan karadan yürüdü Mehmet
Hain yok olacak kararlı devlet
Şanlı ordusunu alkışlar millet
Yeter artık akan kanlar dinmeli
Ağlayan analar gayri gülmeli.
Irak dağlarında kar yumak yumak
Türk bir kez yürürse olur mu durmak
Şehidin ardından olmaz ağlamak
Yeter artık akan kanlar ,dinmeli
Ağlayan analar gayri gülmeli
Mehmet Dinler mi karı boranı
Bu vatandır O’nun yarı, yaran
Yiğitler vurulup veriyor canı
Yeter artık akan kanlar dinmeli
Ağlayan analar gayri gülmeli
Bülbül ah ederek ayrılır gülden
Mehmet’in destanı söylenir dilden
Yine onbeş şehit geldi  Kandil’den
Yeter artık akan kanlar dinmeli
Ağlayan analar gayri gülmeli.
Mehmet kükreyince gürledi gökler
İnlerine sindi korkak köpekler
Artık kaçamazlar geberecekler
Yeter artık akan kanlar dinmeli
Ağlayan analar gayri gülmeli.
Mehmet’im kükremiş atar nağara
İtlerin başına çöker koca mağara
Zaferin müjdesi gelir bahara
yeter artık akan kanlar dinmeli
Ağlayan analar gayri gülmeli.
Bahara eriştik kalkacak karlar
Yeşile dönecek beyaz yaylalar
Mehmet şehit düşmüş anası ağlar
Yeter artık akan kanlasr dinmeli
Ağlayan analar gayri gülmeli.
Dün toprağa verdik şehit Yusuf’u
Benim killetime reva mı ki bu
Düşman uyumaz da nasıl uyur su
Yeter artık akan kanlar dinmeli
Ağlayan analar gayri gülmeli.
Mehmet bir gecede Kandil’i gezdi
Bulduğu itlerin başını ezdi
Yine üç beş şehit haberi geldi
Yeter artık akan kanlar dinmeli
Ağlayan analar gayri gülmeli.
Şanlı Türk Ordusu Çıktı kırlara
Kanı ile bayrak yaptı  karlara
Hiç sızlamaz oldu kanayan yara
Yeter artık akan kanlar dinmeli
Ağlayan analar gayri gülmeli.
Yürü emri verdi ordunun başı
İlk vuruşta şehit düştü onbeşi
Kimisi başçavuş kimi binbaşı
Yeter artık akan kanlar dinmeli
Ağlayan analar gayri gülmeli.
Teröristi biz büyüktük bilerek
Kendimize elip silkinmek gerek
Artık yakınmayıp yekinmek gerek
Yeter artık akan kanlar dinmeli
Ağlaayan analar gayri gülmeli.
Yarabbi Mehmetler’i düşmandan koru
Yürekte küllenir şehidin koru
Yağan kar da söndüremez bu koru
Yeter artık akan kanlar dinmeli
Ağlayan analar gayri gülmeli.

, KAYSERİ  MEYDAN GAZETESİ
25.02.2008

KAYSERİ’ye METHİYE
Doğduğumuz ve Doyduğumuz
topraklara…

Doyum olmaz ekmeğine aşına
Hayranım ben toprağına taşına
Sayı yetmez tarihteki yaşına
Kökleri denide çınar gibisin
Erciyes çok yüce dumanı gitmez
Senin nimetlerin saymakla bitmez
Seni Met etmeye kelime yetmez
Çözülmeyen bir muamma gibisin
Erciyes bürünmüş beyaz örtüye
Hayat verir şehirliye köylüye
Bütün insanların bağlı maziye
Geçmişi anlatan tarih gibisin
Türlü  türlü nimet bulunur sende
Yüz binlerce insan beslen sinende
Herkes gibi sana aşığım ben de
İnsanlara bir sevgili gibisin
Koyunlar meleşir yaylalarında
Güzeller çalışır tarlalarında
Fabrika kurulmuş ovada kırda
Her yanın şipşirin cennet gibisin
Köylerin kurulmuş tepeye düze
Seni anlatmaya gerek yok söze
Fazla şirin olma gelirsin göze
Giyinip süslenmiş gelin gibisin
Kazandıkça kazandıran herkese
Hep kulak verirsin yükselen sese
Yan gelip yatarak yapmazsın ense
Çiçekten bal yapan arı gibisin
Oğlun kızın hep çalışır tarlada
Pınarbaşı kurulu Uzun Yayla’da
Çalışıp kazanır kalmazsın darda
Hep üreten bir fabrika gibisin
Dağların kırların cennet kokulu
Dizi dizi fabrikalar kurulu
Kendi imkânınla yapan okulu
Etrafına ipek saran böcek gibisin
El âleme el açmayı sevmezsin
Düşkünleri yoksulları yermezsin
Kanlı düşmanına fırsat vermezsin
Hürriyete âşık bozkurt gibisin
Toprağın bir başka taşın bir başka
Baharın bir başka kışın bir başka
Vatan millet için düşmüşsün aşka
Aşk oduna yanan kerem gibisin
Koyun otlar kuzu meler düzünde
Ayrılık gayrılık yoktur özünde
Çok doğrusun yalan olmaz sözünde
San ki bir Mevlâna Yunus gibisin
Kader ayırırsa elden ne gelir
Ayrılıp gidenler hep geri kalır
Minareler arşa doğru yükselir
Tarihi anlatan şahit gibisin
Birbirine kenetlenmiş ahali
Belki de dünyada yoktur timsali
İnsanı seversin Yunus misali
Akıp da durulmuş su gibisin
Vilayetim sensin Yahyalı kazam
Senin nimetinle yaşar her azam
Güzellikleriyin hangisini yazam
Abu hayat veren pınar gibisin

You may also like

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir