Nafiz AĞCA

nfz

1932 Kayseri-Pınarbaşı-Gülabi Köyü doğumludur.
İlkokulu Pazarören’de,Öğretmen Okulu’nu ise,yine Pazarören Mimarsinan İlköğretmen Okulu’nda tamamladı.(O zamanki ismi Pazarören Köy Enstitüsü olup,İlkokul’dan sonra öğrenci alır,6 yıllık bir eğitimin ardından öğrenciler, öğretmen olarak yetiştirilirdi).
1952-1953 eğitim-öğretim yılında, Mardin İli’nde başöğretmen olarak 5 yıl çalıştı.
1957yılında Kayseri İli Saraycık Köyü’ne atandı. İdareci ve öğretmen olarak görev yaptı.Kayseri-Hisarcık’ta okul müdürü olarak çalıştı.Tavlusun Köyü’nde 5 yıl  staj okul müdürü olarak görev yaptı.Kayseri İli Merkez Hikmet Taş Çocuk Kütüphanesi’nde öğretmen olarak çalıştı.Buradan Kayseri Yavuzselim İlkokulu’na müdür olarak atandı.Bu okulda 11 yıl müdürlük yaptıktan sonra kendi isteği üzerine 1986-1987  öğretim yılında emekliye ayrıldı.
1984 yılında Kayseri İli Yılın Öğretmeni seçildi.
1990 yılında Kayseri İli Emekli yılın öğretmeni olarak Bakanlıkça davet edildi.
KIBRIS’IN SESİ ve
EMEKLİ ÖĞRETMEN iki piyesi yayımlandı.Pek çok gazete ve dergilerde şiir ve makaleleri yayımlanan Ağca,evli ve beş çocuk babasıdır.

ŞAFAK

Karanlıklar sıyrılır, perde perde, doğdu şafak,
Değil karanlık gece, uyanıp rızkına koşmak.
Renklenir canlı alem, nurlara boyanmış şafak,
Sönmüş gümüşmehtabı, dalda bülbül aşkına bak.
Gönül  cennet sarayı, dağlarda uyanır şafak,
Vakte öten horozlar, uyan bak doğuyor şafak.
O kudret düğmesiyle, bu gece alem sönüyor,
Ezan sesiyle şafak, zaman gündüze doğuyor.
Kalk tükendi geceler, aşkına doğuyor şafak,
Silkinde hızlı yürü, karanlık bitiyor bak,
Ömrün can fitilini, aşkının kandilinde yak.
Seher  yeli başladı, gönülde tatlı eser,
Karanlık geceleri şahadet Ezanlar keser.
Yuvasından uçarak, kanatlar çırpıyor kuşlar,
Işıklı gök minare, ilahi heybeti başlar.
Söktü al rengi şafak, akarsular dağlar taşlar,
Söyleşir güzelliğe, öter bülbül gözde yaşlar.
Secdeli alınlarda, güneşli ışıklar başlar.
Bu vatan seccadesi,  iman aşkı aşkı közüne bak,
Uyan geç kalma yolcu, doğuyor rahmete şafak.
Dalgası hür hilalin, ağaran gündüze şafak.
Vatan diye titreşir, dallarda çiçekli yaprak,
Albayrak dalga sesi, şahit canlar kara toprak.
Zülfüne seher yeli, dalgalanır aşka şafak.
Dalga dalga çırpınır, tuğran elleri gök bayrak,
Her gece bir gündüze, aşkıyla doğar hür şafak.
Uyuma şehrini tad, el bağlayıp mihraba bak.
Ötüken ormanlara, Türk dünyası doğar şafak.
Mührü amin duası, kutsal vatan, şehit toprak,
Türk ün yüce dileği, yurda doğan kutlu şafak.

GAZZE  KAN  AĞLIYOR

Üç dinin kutsal şehri, ateş kanla Filistin,
Akan göz yaş selini, duyma dünya iniltin.
Tarihin o güneşi Eyyubi Selahattin,
Mescidi Aksa Kudüs, Ezanı Muhammed in.
Kanlı gözyaşlarıyla ,inler İslam ümmetin.
O feryat sesleriyle, kurtar diyor mehmedin.
Destursuz giriyorlar Gazze’ye Siyonistler
Kan ağlıyor sokaklar, zalim kapitalistler.
Habersiz seher vakti tanklar, füze uçuyor,
Analar kucağında bebekler kan saçıyor.
Bir kıyamet vahşeti, yer gök bomba kusuyor,
Dili kopmuş dünyanın, vicdanları susuyor.
Şu Arap aleminin lideri pusuyor,
Küresel krallığı, seslerini kısıyor.
Kendi nefsi çıkarı, taptıkları ilahlar,
Kan ve can pahasına, satlık katil silahlar.
Gece gündüz durmadan ölüm yağıyor
Kan dolmuş kundaklara, vicdanları dağlıyor.
Bacı kardeş annesi, kan seli gövdeleri,
Eller ayaklar kopmuş, toprak gonca gülleri.
Ölüme gülümseyen, Cennet’in bülbülleri ,
Kanlarda çiçek açmış, vatan can sümbülleri.
Dünyaya gözlerini, yeni açmış
Bebekler beşiklerde, kan gölüne çökerken .
Avrupa Amerika, ihanete susarken,
Kanlı katil Şaronlar Azrail’i beklerken.
Musa’nın firavunu, cehenneme giderken,
Karunun hazinesi, kanlı çukur eşerken.
Küfre boyun eğmez, gerçekte Müslümanlar,
O ölüm keskin silah, şahadete inananlar.
Kral, emir, şeyhleri, cumhur umman keyfleri,
Buna nasıl göz yumar Arap’ın liderleri ,
İngiliz uşakları, petrol şeyh taslakları.
Türk’e ihanet eden fistanlı mollaları.
Hem dünya, ahretin de, cehennem azabınız,
Mahşere yazılacak hem günah vebaliniz.
Hiç gitmedi Filistin, şu bahtının karası,
Alçak hain küffarın,bağrındaki yarası.
Gazzeli ey şehitler,kanınız göz yaşınız,
Koparılan kol bacak,Çanakkale şanımız.
Utanmaz kör dünyaya, haykıran vicdanımız.
O kanlı ezikliğin,tarihteki kahrımız.
Şu siyonist ateşe ısınıyor yanımız,
Birgün dünya duyacak, Türk İstiklal canımız.
Türk İslam aşkıyla damardaki kanımız,
Azarsa Türk’e düşman, kükrer taşar sabrımız.
Bizimdi yıllar önce, vatandı toprağımız,
Nöbette Mehmetçiğin, kanı al bayrağımız.
O toprağın ruhunda,var Fahrettin Paşamız,
Mustafa Kemal emri, mührü yazı kaşemiz.
Ağlama ey Filistin, sil gözünün yaşını,
Tevbenin secdesiyle,kaldır artık başını.
Fetihde mücadele millet, Türkün mehter marşını ,
Ravzayı Mudahhara ,Kabe kutsal taşını.
Koruyacak her zaman, Müslüman kardeşini,
Söndürür Türk milleti,zalimin ataşını.
Yavuzun haykırışı, Ridaniye Çaldıran,
Zalimlerin zulmünü kılıcıyla kaldıran.
Gazze ile İstanbul,hasret kucaklaşacak,
Diyarbakır’la,Kerkük,gönüller yaklaşacak
Yemen’le Kırım’ıyla,Türk ü ile buluşacak
Her mazlum milletine, gücü ile buluşacak.
İslam medeniyeti, güneş gibi doğacak.
Haçlı kanlı canavar, zulmünde boğulacak.
Dinleyecek bu dünya, Türk’ün tarih sesini,
Açacak gül çiçekler, toprağın nefesini.
Düşünürüm Yarab !İslamın imtihanı,
Mukaddes emanetler,Yavuz Türk’ün Hakanı.
Düşmanlar gelir ise elbette gidecekler,
Yıktıkları yerlerde, düşüp ezilecekler.
Al duvaklı şehitler bir, bin dirilecek,
Türk İstiklal savaşı emrini verecekler.
Emperyalist güçleri, kanda sürünecekler
Altın saçlı, mavi göz, Atatürk diyecekler.

You may also like

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir