Zeki YILDIRIM

ZekiYILDIRIM (1946- )

 

Zeki Yıldırım, 1946 yılındaGömürgen’de doğmuştur. Babası, “Kürt Uşağı” kabilesinden Sabit, annesi Melek Hanım’dır. Zeki, daha altı aylıkken annesi vefat eder.

İlkokulu köyünde bitirdikten sonra, eli az-çok iş tutunca çiftçilik ve çobanlık yapmaya başlar. Delikanlılık çağına gelince çiftçiliği bırakarak, çobanlığa devam eder. Koyun ve kuzuların peşinde kaval ile gönlünü eğlemeye çalışır. O zamandan, geleceği ile ilgili sinyaller vermiştir. Bu arada babası da ölünce, iki taraflı öksüz olmuştur. Fakirliğin, gurbetin bir de öksüzlüğün verdiği hüzün, onun ruhunda fırtınalar koparır. Bunlara bir de o çağın sevdası eklenince olaylara türküler, ölümlere ağıtlar, aşk ve sevdalara hasret şiirleri söyler…

Uzunyayla köylerinden Çukuryur’ta çobanken, bir güzele gönlünü kaptırır. İşte o zamandan bu yana uzun sürecek âşıklık yoluna çıkar.

Gönlünü kaptırdığı güzelle evlilik hayali suya düşer. 1966 yılında askere gider. Askerde “oyun ekip başı” olur. Askerlik dönüşü mesleğe devam, çobanlık…

1970 yılında Samur Mutlu’nun kızıyla evlenir. Bir yıl sonra Birlik Mensucat Fabrikası’na işçi olarak girer. Bu yüzden evini Kayseri’ye getirmek zorunda kalır.

Evini yüklerken, kimseden yardım görmez. Bundan çok hüzünlenen Zeki, köyden ayrılırken, gözleri yaşarır. Kamyonun üzerinde Kayseri’ye doğru yol alırken, önce kalbine dolan ilham, diline akmaya başlar.

Aşağıdaki sitemi Gömürgen’e yollar.

Anamı, babamı elimden aldın!
Beni de gurbete saldın GÖMÜRGEN
Zaten neyin vardı, bana ne verdin?
Senin olsun yurdun-yuvan GÖMÜRGEN…

Çok oynattın yoksulluğun maçında,
Hep bulundum öksüzlerin göçünde.
Bir göz samanlığım kaldı içinde,
Onu da al, bitsin derdin GÖMÜRGEN…

Ben de senin nüfusunda kayıtlı,
Yedirmedin lokmam bir ağzım tatlı.
Beni yaya koydun ellerse atlı,
Kırkıma değmeden yordun GÖMÜRGEN…

Attın beni Kayseri’nin düzüne,
Hasret koydun pınarların gözüne!
Gönül verdim bir vefasız kızına,
Onu da ellere verdin GÖMÜRGEN…

Gelmem sana ama, var Gıdık Ahmet
Mustafa, Şaban, bir Emin Memet…
Bir gün benim ile etmedin sohbet,
Genç yaşta kalbimi kırdın GÖMÜRGEN…

Zamanında yaylaların aşarken,
Kokulardım süt, kaymağın pişerken.
Hayalinde gurbet elde yaşarken,
Neden Mahrumi’yi yerdin GÖMÜRGEN?..

Bu sitemi yolladığında henüz bir mahlası yoktur. Kayseri’de oturmuş olduğu “Mahrumlar” mahallesinden çağrışım yapılarak kendisine önerilen “Mahrumî” mahlasını kullanmaya başlar.

1994 yılında fabrikadan emekli olur. Bundan sonra yerel televizyon ve radyolarda çalıp, söyler. Kayseri İli içindeki festivallere katılmakta, televizyon ve radyolarda sanatını icraya devam etmektedir.

ÂŞIK MAHRÛM-Î ağabeyimiz, düğünlerin neşesi, toplantıların coşkusudur. Hani bir atasözümüz “KAMBERSİZ DÜĞÜN OLMAZ” der ya. İşte bu söz sanki ona söylenmiştir.
Gömürgen’e sitemi, kendi bestesiyle yerel ses sanatçı Hikmet Durak’ın çıkardığı kasette yer almıştır.

Kayseri 38 ALMANAK:BÜNYAN’dan alınmıştır.

BÜNYANIN

Oğul verir bahar gelir arısı
Kovanında dolar balı Bünyanın
Yüce dağda meler koyun sürüsü
Çok olur besili malı Bünyanın

Mor çiçeği kaplar yazın yalısı
Meyva verir ahlat alıç çalısı
Ün yapmış dünyaya dostlar halısı
İlmek nakış atar eli Bünyanın

Düzeni var ama kalmıştır kalın
Misafire açık hanemiz gelin
Yaklaşma kardeşim havanı alın
İnsana baş vermez dulu Bünyanın

Koramaz dağına yağınca dolu
Akar derelerden baharın seli
Hazarşah boğazı elmayla dolu
Bire beş verirse dalı Bünyanın

Meşhurdur kardeşim fasulye fiyi
Verimli toprağı aşırır boyu
Sarımsaklı barajı doldurur suyu
Dolarda boşalır gölü Bünyanın

Aşık Mahrumiyem benim yazarı
Salı günü halka açık pazarı
Esirgemiş Mevlâm ondan nazarı
Yok topalı körü keli Bünyanın

ZekiYILDIRIM (1946- )

You may also like

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir