Hikmet Saadet ÇAKICI

hs

1967 Kayseri Hacılar doğumlu olup, evli ve iki çocuk annesidir.
Halen Kayseri’de  özel bir şirkette çalışmaktadır.
Şubat 2010 yılında Laçin Yayınları arasında “AY SOYUNDU GECEYE” isimli bir şiir  kitabı yayınlanmıştır.

BİLMİYORUM
Cananına can veren hakiki topraksın sen,

Yeryüzünde benzerin var mıdır bilmiyorum.

Sevgi sarmaşığında ten saran yapraksın sen

Senden oksijen almak,kor mudur bilmiyorum.

 

Seni iyi tanırım,gönül kapın tangayaz.

Bazen ovan çöl senin,ikliminse çat ayaz.

Bırakma endişede bir kerecik name yaz,

Mızrabında titreyen,tar mıdır bilmiyorum

 

Akıntılara kulaç atarken yorulmazsın.

O kalbin parçalansa dik durur kırılmazsın.

Sana dik baksa tavşan; sen dağsın, darılmazsın

Zeytin dalı uzatmak,zor mudur bilmiyorum.

 

Sulamışsın dün akşam,gülleri göz yaşıyla.

Taşlandık biliyorum, bir sapanın taşıyla.

Üstelik uğraşmadık; elin üçü,beşiyle

Yaşanılan bu durum,ar mıdır bilmiyorum

 

Ayın ondördü gibi,nasıl ışıldar yüzün .

Kibirden çok uzaksın inan incitmez sözün.

Sevdaya yürümekten asla yorulmaz dizin,

Gönülden görmeyen göz, kör müdür bilmiyorum.

 

Ah keşke bilse idim,ayrılıkta azabı;

Koşar mıydım peşinden tutmak için serabı?

Ey sevginin hamalı,sevdaların erbabı,

Ağustosta dağların kar mıdır bilmiyorum.

 

YILDIZLARDA HAYALİNİ ARADIM

Başımı gökyüzüne çevirdim de dün gece,

Yıldızlarda hayalini arayıp ta durdum yar!

Adın oldu nakarat, dilimde hece hece;

Dertleştim mehtap ile seni ondan sordum yar!

 

Demir attım sensizlik limanında yastayım.

Yelkenler suya indi, kalpte yara hastayım.

Keman bile ağlıyor, ben en dertli besteyim;

Güneş aydınlatmıyor zindanları sardım yar!

 

Bak işte gök gürlüyor,yine yağmur yağacak.

Ardından sevdiğimiz gök kuşağı doğacak.

Hasret deryası coştu,dalgaları boğacak;

Kulaç atamıyorum kollarımı kırdım yar!

 

Sana vuslatın yolu,senin için ölümse.

Tomurcukken açmayıp bende solan gülümse.

Her gün seni anmaktan,lal olan şu dilimse;

Bak boynum kıldan ince senin için vurdum yar!

ÖZ BELLİ DEĞİL

Kültürüm ne hale, geldi ey canlar.

Geline benziyor, kız belli değil.

Alabora oldu, değişti yönler;

Mevsimler şaşırdı yaz belli değil.

 

Yedisi yetmişi batıya hayran.

Mabedler çürüyor samanlık seyran.

Bal köşede kaldı içilen ayran;

Asıl kayıp oldu, öz belli değil.

 

Balta vuruluyor güzel sanata.

Hiç aklım ermiyor garip icada.

Yazılmış çizilmiş bir adı nota;

Türkü söyleniyor, saz belli değil.

 

Arenaya döndü bütün meydanlar.

Cenin iken, kopar oldu kordonlar.

Özürler tükendi geldi pardonlar;

Dil de argolaştı, söz belli değil.

 

İğne iplik işe yaramaz oldu.

Tabipler yarayı saramaz oldu.

Doğruyu yanlışı göremez oldu;

Bilim dalı şaştı, tez belli değil.

 

Işık vermez gündüz, yakılan çıra.

Coşturan olmazsa çağlamaz dere.

Deryaların suyu yetişmez kire;

Maskeler kapatmış, yüz belli değil.

You may also like

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir